Eğitim cehaleti alır, Merkeplik bakii kalır
[Anonim]
Kişisel Paylaşım Blogu
Kıyıyı gözden kaybetmeye cesaret edemeyen insan yeni okyanuslar keşfedemez.
[Andre Gide]
Hakkında
Azeri kökenli bir baba ile, kafkas kökenli bir annenin okul yıllarına istinaden, 1978 yılında Ankarada doğmuşum. İlk birkaç haftamı geçirdiğim başkentten hemen izmite gelmiş ve kalan hayatımı burada devam ettirmişim.
Çok çok özetlemek gerekirse; ilk/orta/yüksek okullar izmitte bittikden sonra, çalışma hayatıma da izmitte başladım. Evlenip çocuk sahibi olmamda lokasyonun İzmit olması, bir tesadüf olmasa gerek.
Klasik bilişimci olarak, 1987/88 yıllarında tanıştığım Commodore 64 ve yanında gelen max 64K kodlayabildiğiniz 25-30 sayfalık bir Basic kitabıyla
yazarak bu işin mutfağında bulunmaya başladım. Günümüze kadar bir çok makine üzerinde bir çok dille uğraştım. Kabul etmeliyimki; 1991/92 yıllarında Amigada DeluxePaintle çizdiğimiz (Sevgili Güneş Gürsoyun kulakları çınlasın) loop grafiklerin Amos ile kontrolleri kadar bana hiçbirşey keyif vermemişti (basit oyun çalışmaları). Gene TV lerde de uzun yıllar casding için kullanılan Scala500+ ise büyük bir devrim olmuştu bizim için o dönem. Bizimde ciddi ama keyif dolu zamanımızı aldı tabi.
1997/98 döneminde pascalı tanımamla birlikte, sonrasında 2002/03 yılına kadar 7/24 (hatta 7/25) kullandığım birçok ticari ve hobi uygulamalar geliştirdiğim Delphi ile tanıştım. Hakkı hocamın yazılarını tanımamda gene o dönemlere rastlar. Şahsen bana oldukça “roket” etkisi yapmıştır, Hakkı Öcal makaleleri.
Evliliğimle birlikte, mevcut hayat şartları, çalıştığım sektör ve dar zaman, beni yazılım konusunda “uzman” seviyesinden “Hobici” seviyesine çekti. M$’ın piyasaya hakimiyetini arttırmasıyla, pazar hakimiyetinin gerilediğini düşündüğüm Delphi ile ilişkilerimi, web tabanlı uygulamalara konsantre olarak gerilettim.
Birçok dil ve teknolojiyle haşır/neşir oldum, birçok dilde uzman olmasam da uygulama hazırlayacak seviyede kendimi geliştirdim. Hayatımın bir parçası olan yazılımdan asla vazgeçemedim. Varoldukça da geliştirmeye devam edeceğimi biliyorum.
Yazamadığım çok kilometre taşım var, hepsini burada yazmam mümkün değil, yaklaşık fikir sahibi oldunuz sanırım.
Hakan MÜŞTAK
Yorum Yap
Yugoslav Kralı müteveffa Aleksandr, Balkan Atlantı'nın imzasını takip eden günlerde memleketimize gelmişti. Atatürk'le sohbeti sırasında, şahsına ve Türk Milleti'ne karşı duyduğu yakınlığı ve iyi hisleri ifade için dedi ki:
"-Cihan Harbini takip eden mütareke günlerinde, İtilaf devletleri Yunanistan'dan evvel Türkiye'yi işgali bana teklif etmişlerdi. Fakat hiç tereddüt etmeden bu teklifi reddettim, bunun üzerine Yunanlıları tercihe mecbur kaldılar."
Mustafa kemal muhatabının sözlerini sükunetle dinledi ve birden yerinden kalkıp, muhatabını şaşkınlık içinde bırakarak elini sıktı:
"-Size ve milletinize geçmiş olsun Ekselans..." dedi.
Ve anlatmak istedi ki, Türk topraklarına saldıran kim olursa olsun akibeti değişmeyecekti!






